Vergi, çoğu kişinin bütçesinde en büyük tek kalem olmasına rağmen en az takip edilen satırdır. Kira, market ya da kredi taksiti gibi kalemleri kuruş kuruş izleyen biri, yıl sonunda ödeyeceği verginin tutarını genellikle tahmin bile edemez. Oysa kişisel vergi hesaplaması, elektrik faturası kadar öngörülebilir bir işlemdir: gelir türlerini doğru sınıflandırır, tarifeyi uygular, istisna ve indirimleri düşer, sonucu takvime bağlarsınız. Bu yazının amacı, size bir muhasebeci refleksi kazandırmak değil; kendi tablonuzu kurup her ay küçük bir kontrol yapabilmenizi sağlamak.
Buradaki mantığın önemli bir yan faydası var: vergi tutarını bilmek, tasarruf hedeflerinizi de gerçekçi kılar. Yıllık 40 bin liralık bir vergi yükümlülüğünü hesaba katmadan kurulan bir birikim planı, mart ayında beyan ekranını gördüğünüzde çöker; acil fonunuzu erken tüketmenizin en yaygın sebeplerinden biri de tam olarak budur.
Hesaplama üç bilinmeyenli bir denklem gibi görünse de, sırayla ilerlediğinizde her adım kendi kendini çözer. Kritik nokta, tek bir "vergi" olmadığını kabul etmektir; birbirinden bağımsız çalışan birkaç mekanizmayla aynı anda muhatapsınız.
Aynı büyüklükteki iki gelir, kaynağına göre tamamen farklı vergilenir. Kendi tablonuzu kurarken ilk kolon her zaman gelir türü olmalı:
Gelir vergisi tarifesi kademelidir; yani gelirinizin tamamı en yüksek orandan vergilenmez. Aşağıdaki tablo temsili rakamlarla mekanizmayı gösteriyor (dilim tutarları her yıl güncellendiği için güncel tarifeyi resmi kaynaktan doğrulamalısınız):
| Dilim (temsili) | Oran | Bu dilimde kalan gelir | Vergi |
|---|---|---|---|
| 0 – 100.000 | %15 | 100.000 | 15.000 |
| 100.000 – 250.000 | %20 | 150.000 | 30.000 |
| 250.000 – 300.000 | %27 | 50.000 | 13.500 |
| Toplam | — | 300.000 | 58.500 |
Bu örnekte marjinal oran %27, efektif oran ise %19,5. Aradaki 7,5 puanlık fark, "bir üst dilime girersem her şeyim %27'den vergilenir" korkusunun neden yersiz olduğunu gösterir. Karar verirken doğru soru şudur: